film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2017 Pazar

Benim için 2017...

Yeni yıl ruhuna inananlardanım. Yılın son günleri hep iyi hissettirmiştir bana. Yılbaşı ağaçları, rengarenk ışıklar, süsler, daha fazla rengarenk ışıklar ve daha da fazla...
2017 bitmeden şu yıla dönüp bir bakayım dedim. Bu sene bloga yazı yazmak benim için çok zor oldu hep. Mesela şu an dönüp baktığımda keşke yazabilseydim, diyorum. Gerçi zaten çok da bir şey olmadı bu yıl içerisinde. Her günüm klasik. Malum, üniversite sınavına hazırlanıyorsanız yapacak pek de bir şeyiniz olmuyor.
Yaz aylarına kadarki yılın yarısı kısmı hafızamda yok maalesef. Sadece İstanbul'a gitmiştim nisan ayı gibi bir zamanda. Onu unutmadım tabii ki. Ve bir de o zamanlarda bol bol uyuyup okula gitmediğimi hatırlıyorum. Evet sonradan anladım ki pek iyi bir tercih değildi.
Kalan diğer yarısıyla devam edecek olursam, postcrossing geldi hemen aklıma. Bundan bir yazımda bahsetmiştim sanırım ama dünyanın her yerinden insanların kartpostal almasını ve göndermesini sağlayan bir site işte. Çok kullanamamış olsam da Almanya'da ve Ukrayna'da iki adrese göndermiştim. Bana da aynı şekilde Ukrayna ve Hawaii'den gelmişti. Gün içinde birden dünyanın bambaşka bir yerinden, tanımadığım birinden bir kart gelmesi çok mutlu etmişti beni. Bu 2018'de de yapacağım şeylerden bir tanesi kesinlikle.
2018'de yapmak istediğim o kadar şey var ki. Aslında bunların dışında bu sene izlediklerimden, sevdiğim şeylerden bahsetmek istiyorum. Bunun için hemen aşağıda bir liste var ve bu liste şiddetle tavsiye edilir.

Filmler

  • Nerve
  • Split
  • Okja
  • Miracles from Heaven 
Diziler

  • Sense8
  • Narcos
  • Stranger Things
  • Manhunt:Unabomber
  • Fi
Youtube

Uygulamalar

  • Bundle
  • Question Diary
  • Tv Time
  • Forest
Instagram 

İşte bunlar benim için bu yılın enleri galiba. Bakalım 2018'de neler olacak? Umarım hepimiz için çok güzel şeyler yaşayacağımız bir yıl olur. Mutlu yıllar!

6 Aralık 2015 Pazar

Bir kitap bir film bir müzik

bir kitap 

Canan Tan - İz

Tüm gerçekliğiyle yazılmış bir baba-kız öyküsü...

Annesiyle babasının boşanmasından sonra her ne kadar babasıyla ayrı düşseler de biricik kahramanım diyor Verda babası için. Kimi zaman araları bozulsa da, çatışsalar da sevgileri içten içe hep sürüyor.

Verda'nın babası aynı zamanda kariyerinde zirveye ulaşmış ünlü bir avukat. Ünlü avukatın yani Verda'nın babasının intiharı ile başlıyor öykü. Tabi Verda bir avukat kızı olarak böyle bir ölüme anlam veremiyor. Bu beklenmedik ölümün ardında yatan gizi çözmeye karar veriyor.

Geriye dönüp baktığında yüzleştiği keşke'leriyle, pişmanlıklarıyla ve içini kavuran devasa bir özlemle sürecektir babasının izini...

Gerçekten çok sürükleyici bir kitap. İnsanda merak duygusu uyandırıyor. Çoğu zaman kitap okumaya vakit bulamayan daha doğrusu vakit ayıramayan ben bu kitabı beş altı günde bitirdiğimi hatırlıyorum. Canan Tan'ın kitaplarını duyduğuma göre nedense ya tam seviyorlar bütün kitaplarını okuyorlar ya da nefret edercesine bahsediyorlar. Ortası yok mu bunun acaba? Ben sanırım tam sevenlerdenim. Sadece bir ya da iki kitabı kalmıştır okumadığım. Belki hep aynı tarzda yazıyor ama gerçeklik var sonuçta. Okutuyor kendini.


              "Minicik çocuk ellerimi avucunun içine hapsettiğinde,
               yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım.
               Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi?
               Keşke hep küçük kalsalardı..."



bir film

Eternal Sunshine Of The Spotless Mind (Sil Baştan)

Birbirinden çok farklı olan Joel ve Clementine'ın ilişkilerini konu alan bu filmde hemen hemen hepimizin zaman zaman hayalini kurduğu bir deneyim gerçek oluyor. Mutlu anlardan çok, acı veren zamanları hatırlamaya programlanmış beyinlerimizden istemediğimiz bütün parçalar kendi isteğimizle teker teker ayıklanabiliyor. Böylelikle beynimizde tertemiz bir sayfa açılıyor.

Başrol oyuncumuz Clementine da eski erkek arkadaşı Joel ile olan ilişkilerine dair tüm anıları sildirmek için böyle bir yol seçiyor. Bunu öğrenen Joel de aynı deneyimi uygulamaya karar verir ve laboratuvarın yolunu tutar. Ve işte burada yaşanılan ilişkiye, daha da önemlisi anılardan kopmanın zorluğuna şahit oluruz. Bu sürecin bu kadar acı verici olması insanın kendi anılarına kıyamaması mı yoksa sevgilisini hala seviyor olması mıdır? Aşık olunan şeylerin ilişki içinde nefret edilen şeyler haline dönüşmüş olduğunu fark edip pişman olmak mıdır yoksa?

Karşımızdakine zaten öyle bir insan olduğu için aşık olduğumuzu unutarak hayatlarımızı yok yere zehir ettiğimizi anlatıyor film. Unutmak istediğimiz anıları beynimizden silmenin ne kadar zor olduğunu anlıyoruz.


              "Birini aklınızdan silebilirsiniz. 
               Ama onu kalbinizden atmak bambaşka bir hikayedir."


bir müzik

Elina Born & Stig Rästa - Goodbye To Yesterday

Ben bu seneki Eurovision şarkılarına fena taktım. Tamam birinci olan şarkı da çok iyiydi ama bu şarkı daha hoş ve etkileyici geliyor bana.